Boşluk Duygusu: Sanki Bir Şeyler Eksik

Hiçbir şeyin sizi tam olarak tatmin etmediği, sosyal ilişkilerinizin yüzeysel geldiği, içinizde eksiklik hissettiğiniz bir dönemden mi geçiyorsunuz? Bu herkesin yaşadığı geçici bir ruh hali gibi görünse de, eğer bu his yoğun bir hâl aldıysa, bu boşluk duygusu derinde başka sorunları temsil ediyor olabilir.

Bu yazıda, boşluk hissi nedir, neden oluşur, günlük yaşamı nasıl etkiler sorularını anlaşılır bir dille cevaplayacağız.Bu yazı sayesinde yaşadığınız boşluk hissine anlam verebilmenizi umuyoruz. O halde hadi başlayalım.


Boşluk Hissinin Kökenleri Nelerdir?

Hadi gelin birlikte boşluk hissini anlamaya çalışalım. Boşluk hissinin köklerini beraber açığa çıkaralım.

Erken Dönem Bağlanma Deneyimleri

Boşluk duygusu, çoğu zaman bireyin çocukluk döneminde yaşadığı duygusal ihmalle, yetersiz bakımla ve güvenli bağlanmanın kurulamamasıyla ilişkilidir. Özellikle ilk bağlanma figürleriyle(genellikle anne veya bakım veren kişi) yaşanan kopukluklar, kişinin kendi iç dünyasında güvenli bir yapı kuramamasına yol açar.

John Bowlby’ye göre, çocuklukta güvenli bağlanma geliştiren bireyler, yaşamda daha istikrarlı duygusal ilişkiler kurabilirken; güvensiz bağlanma geliştiren bireylerde, yetişkinlikte sürekli bir içsel boşluk ve yetersizlik duygusu oluşabilir.

Güvensiz bağlanma; bireyin hem kendine, hem de çevresine güven duymakta zorlanmasına neden olur. Bu durum, bireyin içsel olarak “eksik” veya “tamamlanmamış” hissetmesine yol açar.

Nesne İlişkileri Kuramına Göre Boşluk 

Nesne ilişkileri kuramı, bireyin çevresindekilerle kurduğu ilişkilerin, zamanla iç dünyasında “içsel nesneler” olarak temsil edildiğini öne sürer. Yani içsel nesne dediğimiz şey ile , ilişki deneyimlerini kast ediyoruz. Eğer çocuklukta yeterince sevgi, güven ve tutarlılık deneyimlenmemişse, birey bu içsel nesneleri sağlıklı şekilde geliştiremez. Sonuç olarak, kişi kendi içinde onu destekleyecek, yatıştıracak bir “içsel figür” bulamaz. Bu da boşluk duygusunu yoğun hale getirir. Özetle çocukluk her şeydir.

Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, fiziksel şiddet kadar görünür olmasa da, bireyde derin bir eksiklik hissine yol açabilir. Duygularının yeterince fark edilmediği, yansıtılmadığı ya da değer görmediği ortamda büyüyen bir çocuk, yetişkinlikte kendi duygularına da yabancılaşabilir. Kendi duygularını tanıyamaz. Bu durum, “Bir şey eksik ama ne?” hissinin sürekli olarak yaşamasına neden olur.


Boşluk Hissinin Günlük Yaşama Etkileri

Boşluk hissi, sadece iç dünyada yaşanan bir duygusal durum değildir; bireyin günlük yaşamını, ilişkilerini, seçimlerini ve benlik algısını da derinden etkiler. Aşağıdaki davranışlar, boşluk duygusunun dışavurumu olabilir:

  • İlişkilerde Bağımlılık veya Kaçınma: Bazı bireyler sürekli onay ve ilgi ararken, bazıları derin bağlardan tamamen kaçınır. İki uçta da “tamamlanamama” hissi vardır.
  • Aşırı Tüketim ve Bağımlılıklar: Alkol, alışveriş, sosyal medya veya yoğun iş temposu gibi davranışlar, içsel boşluğu geçici olarak doldurma girişimidir.
  • Duygusal Uyuşma: Sevinç, öfke ya da üzüntü gibi temel duygular hissedilmez hale gelir. Kişi içsel olarak donuklaşabilir. Bu da boşluk hissiyle farklı bir başa çıkma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor.
  • Anlam Arayışı: Boşluk hissi yaşayan bireyler sıklıkla spiritüel veya felsefi alanlara yönelerek bir tür içsel tatmin arayışına girerler. Özellikle spiritüel konularla ilgilenmek aslında çoğu zaman maalesef boşluk hissinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Boşluk Hissinden Nasıl Kurtuluruz?

Psikodinamik terapi, boşluk duygusunu sadece bir semptom olarak değil, bireyin yaşam öyküsü içinde anlamlı bir yere sahip bir deneyim olarak ele alır. Terapi sürecinde kişi, bu hissin çocukluk yaşantılarındaki izlerini takip ederek, içsel kaynaklarını yeniden inşa etmeye başlar.

Bunu terapide nasıl yapıyoruz?

  • Geçmişin İzini Sürmek: Terapist ile kurulan güvenli ilişki sayesinde, geçmişte deneyimlenmemiş olan duygusal ihtiyaçlar terapi ortamında yeniden yaşanır. Danışan terapistiyle güvenli bir ilişki kurduğunda bunu içselleştirecektir. Dolayısıyla bu içselleştirdiği ilişki türünü başka kişilerle olan ilişkisinde yeniden deneyimleyecektir. Bu yeni deneyimleri sayesinde, kişi daha sağlıklı ilişkiler geliştirecektir. Böylelikle kişinin boşluk duygusunu daha az hissedeceği aşikardır.
  • İçsel Nesneleri Güçlendirmek: Sağlıklı ilişkisel deneyimlerin içselleştirilmesiyle birey, kendi içinde onu destekleyecek “iyi nesneler” geliştirir. Kişinin yakın ve doyum veren ilişkiler geliştirme becerisi artar.
  • Kendilik Algısını Yeniden Kurmak: Birey, kendi duygularını tanımaya ve ihtiyaçlarını ifade etmeye başladıkça, boşluk yerini daha bütünleşmiş bir benlik duygusuna bırakır. İ

Boşluk Duygusu Bir Sinyaldir

Psikodinamik terapi, kişinin kendi iç dünyasına daha yakından bakmasını ve yıllar önce eksik kalan duygusal yapı taşlarını yeniden inşa etmesini sağlar. Şunu çok içtenlikle söyleyebiliriz, kişi duyguları ile bağ kurdukça yani aslında duygularını tanıdıkça ve ifade edildikçe ilişkileri derinleşecektir. Derinleşen ilişkiler ve sağlıklı sınırlar kişinin boşluk duygusunu ortadan kaldıracaktır. Bu bir süreçtir elbette, terapi uzun soluklu bir yolculuktur.

Boşluk hissi, aslında kişiye bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veren içsel bir sinyaldir. Bastırmak ya da geçici yollarla doldurmaya çalışmak yerine, bu hissi anlamak, kökenini görmek ve onunla sağlıklı şekilde yüzleşmek, psikoterapi ile mümkündür.

Şefkatle kal.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir